İZ BIRAKANLAR                  

Eylül sancısı var yapraklarda, düştü düşecek bakışlarıyla yorgun, sallanıyor rüzgarda. Kuru yapraklar birer birer düşerken sararmış, solgun yüzlü arkadaşlarına ve dalında doğup büyüdükleri ağaçlara elveda diyorlar. Hafiften bir sabah yeli esmeye başlıyor yok oluşun hüzünlü melodisini çalarken. Yüzünden suyu çekilmiş, umudunu yitirmiş bir yaprak, havada dans ederek usulca yanaşıyor elimdeki çantaya. Ağzına kadar kitap dolu çantamın üstüne konuveriyor. Son nefesini kitapların üzerinde verişine bakakalıyorum. Tiyatro oyunundan trajik bir sahne izlemiş gibi bir duyguya kapılıyorum sonra. Şahane bir son diyorum. Çantamda öğrencilerim için okunacak kitaplar, hikayeler, masallar, şiirler… İzlediğim sahneyi hayalimde alkışlarken yoluma devam ediyorum.   

Herkesin kitaplarla bir tanışıklığı var mutlaka. Daha çok okul yıllarında tanıyoruz bu dostları. Kimimiz için okul yıllarında bir anı olarak kalıyorlar. Kimimiz için zaman zaman arayıp hal hatırını sorduğumuz bir arkadaş ya da onun bizi arayıp bulmasını beklediğimiz uzaktan bir tanış. Kimimiz için ise içtiğimiz su gibi, aldığımız hava gibi bir ihtiyaç. İhtiyaçtan öte bir parçamız, olmazsa olmazımız, alışkanlığımız. Uyumadan önce okur bazılarımız, okumadan uyuyamamak gibi bir alışkanlığa nasıl kavuştuğuna şaşırarak. Okuruz çünkü içimizdeki boşlukları dolduran yegane şeylerden biridir okumak.  

Çoğumuz okuma yazmayı öğrendiğimizde elimize tutuşturulan resimli kitaplarla başlamışızdır okumaya. Öğretmenimizde, annemizde babamızda, çevremizdekilerde topyekun bir heves vardır. Nasıl okuduğumuzu duymak isterler, yüzleri güler biz sözcükleri hece hece okuduğumuzda.    

Böyle bir döneme çatmıştı benimde kitaplarla tanışıklığım. Bir gün babam elinde üç farklı hediyeyle döndü eve. Bir düzine masal kitabı ile birlikte iki oyuncak almıştı benim için. Çocuğun aklı oyuncaklarda kalmasın hem okusun hem oynasın düşüncesiyle alınmış çok değerli hediyelerdi bunlar. Nasıl sevindiğimi anlatamam. Ayaklarım yerden kesilmiş, havalara uçmuştum. Kitapları hemen o akşam okumaya başlamıştım. Aynı kitapları defalarca okuyordum. Köpeklerin, kuşların, böceklerin ve ağaçların konuştuğuna şahit olmak, onların acılarına üzülmek, başarılarıyla gurur duymak, duygularını hissetmek ve paylaşmak… bir çocuğun yüreğine sevgiyi nakış nakış işleyen harika bir araçtı kitaplar.    

“Çocuklar donmamış beton gibidir üzerine ne düşse izi kalır.” Çocuğun kişiliğine düşen her iz çevresi tarafından bırakılır. Ve bir çocuğun iyi nasihatten çok iyi bir örneğe ihtiyacı vardır. Çünkü çocuklar özendikleri insanların davranışlarını taklit ederler. Öğretmenlerimiz, ailemiz, arkadaşlarımız, çizgi film kahramanları, sinema yıldızları, televizyon, internet, cep telefonları, bazen de okuduğumuz kitaplardaki karakterler… Çevremizdir bunlar ve öyle etkilerler ki çocukları. Bir arkadaşım çocuğunun küsme huyu geliştirdiğinden şikayet ediyordu ve bunu izlediği bir çizgi film kahramanından öğrendiğini bu yüzden evde o çizgi filmi seyretmeyi yasaklamak zorunda kaldığını söylemişti. Haklıydı.   

Geçenlerde televizyonda bir dizi filmde ilginç bir sahne beni kara önlüklü öğrencilik yıllarımıza alıp götürdü. Dizide aynı kızdan hoşlanan iki erkek öğrenci vardı. Erkeklerden biri kıza Teksas, Tommiks çizgi romanlarında okuduklarını ballandıra ballandıra anlatıyor, diğer çocuk kıskanarak onları dinliyordu. Kız o çocuğa sordu “Sen de okuyor musun Teksas, Tommiks kitapları?” diye. Çocuk “Hayır, ben okumadım…”dedi ve okuduğu masal kitaplarının adlarını saydı ama kızın ilgisini çekemedi. Çocuğun kalbi kırıldığı için birinden para karşılığı Zagor kitabı aldı fakat sınıfta öğretmene yakalandığı için cezalandırıldı ve bir yazı tahtası doluncaya kadar “Bir daha Zagor okumayacağım.” Yazmak zorunda kaldı.  Hatırlıyorum da öğretmenlerimiz o yıllarda bu tür kitapların okunmasını yasaklarlardı. Belki bir yasağın ilgi çekiciliğinden belki de çocuğun yaşadığı çevrenin kültürel yapısından kaynaklanıyordu ama hiç azımsanamayacak kadar çok çocuk ve genç bu tür kitaplar okuyordu. Yakın çevremde ise bu kitapları okuyan insanların ileriki yaşamlarını gözlemlediğimde hayat boyu ilişkilerinde hep kavgacı, dövüşçü ya da uzlaşmaz bir tutum sergilemekte olduklarını üzülerek izledim.     

O dönemlerde bu tür kitaplar okunmakla kalmıyor, bir tür kumara dönüşen oyun aracı olarak da kullanılıyordu. Şehrin ara sokaklarında oynanan bu oyunda kitaplar belli bir uzaklıkta yere hedef olarak konuyordu. Eşit mesafeye dizilen çocuklar ellerindeki bozuk paraları fırlatarak hedef olan kitabın üzerine düşürmeye çalışıyorlardı. Bozuk demir para kitabın kapağı üzerinde durursa parayı atan o kitabın sahibi oluyordu. Eğer kitap kapağı biraz yıpranmışsa paranın üzerinde kayması ve tutunamaması için cila sürülüyor ve bir güzel parlatılıyordu.    

Televizyonun, dizi filmlerin, internetin, bilgisayar oyunlarının ve cep telefonlarının insanların hayatına kültürel anlamda ambargo koyduğu bir zamanda yine de “kitap okuyalım” diyorum. Okuyarak örnek olalım, çevremizdekileri okumaya teşvik edelim.    

Ne okuduğumuzun, televizyonda hangi programları seyrettiğimizin, neye güldüğümüzün, internette neyi incelediğimizin, cep telefonunu hangi amaçlarla kullandığımızın kişisel kültür yapımızla alakalı olduğunu söyleyebiliriz ancak bir çocuk için bütün bunların onun kişiliğini oluşturan temel çevre unsurları olduğunu hiçbirimiz aklımızdan çıkarmayalım.  

Sevgiyle kalın. 

Salih BİRCAN,  25Eylül 2011, Objektif Gazetesi Strazburg

Fransa/ Toul

 Türkçe ve Türk Kültürü Dersleri Öğretmeni

s.bircan1@hotmail.com

2 Yanıt

  1. salih gene döktürmüşsün.çok akıcı,yormayan ve net bir yazı olmuş.kalemine sağlık

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: